May
19
Vakt-i zamanında, “Aldanma ki şair sözü elbette yalandır!” diyen Fuzûlî, günümüzde yaşasa, “Aldanma ki sanal aşklar elbette yalandır!” mı derdi? Yoksa, “Aşk aşktır!” diyerek, gerçek ya da sanal tüm sevdalıların önüne mi sererdi dizelerini?…
Var mıydın gerçekten? Gözlerimiz buluşmadan, ellerimiz birbirine değmeden, yalnızca yüreklerimizle, doludizgin bir aşk seninle paylaştık mı biz? Yoksa… Acımasız bir aldatmaca mıydı yaşadıklarımız? Kimdin sen? Bilinçaltımın bana oynadığı bir oyun… Gerçekleşmesini istediğim ulaşılmaz bir düş… Kahredici bir duygu yanılsaması… Hangisiydin? Var mıydın gerçekten? Bilemiyorum…
Ağu
13
‘Biliyorum, imkânsız aşk bu! Ama hükmedemiyorum kendime…’ demişti Murat. ‘Çünkü, YÜREĞİM SENİ ÇOK SEVDİ!…’ Ardından da dizelere dökmüştü sevdasını. ‘Yüreğim seni çok sevdi o yürek talan o yürek yangın yeri o yürek seni istiyor bir tek seni…’
Aslı ile Murat’ın İstanbul-Bursa-Amerika üçgeninde yaşadıkları destansı aşkın öyküsü. Herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği kadar gerçek…
Haz
2
Bu kez yazar, aşk’ın yanı sıra organ nakli konusuna da dokundurmuş kalemini. Yaşamla ölümün kıyasıya savaştığı yol ayrımında ge-çen çarpıcı bir öykü. Yanı başımızda yaşanıyormuşçasına gerçek…
“Sen, gözlerinden ateşler saçarak, zehirli oklarını bana yöneltirken, ben sana âşık oldum Nehir…”
“Sen, tüm şatafatlı tanımlardan sıyrılıp en doğal halinle, yaramazlık yapan çocuklar gibi boynunu bükmüş bağışlanmayı beklerken, ben sana âşık oldum Deniz…” Yüreklere düşen ilk kıvılcımlar… Sonsuza dek süreceğine inanılan aşk, mutluluk… Ve o uğursuz kaza! Kadının belleğinde kalan son sözcükler… “Sıkı tutun Nehir!…”