Ağu
13
Sartre’ın yaşamı ve düşüncesini gerçekçi bir bakış açısıyla bir arada ele almak. Metinlere, kapsamlı yazışmalara, yapıtlara, anılara dayanarak XX. yüzyılın en büyük aydınının portresini çizebilmek. Denis Bertholet’nin amaçlayıp gerçekleştirmiş olduğu işte bu.
Sartre’ın, kim olduğunu ve bu dünyadaki varoluş nedenini anlamak için her an izini sürdüğü o tutkulu ve geri dönüşsüz yol; sürekli değişim ve gelişim halindeki yapıtı Bertholet’nin çalışmasının temelini oluşturmaktadır.
Sürekli başkalarının, kadınların, okurların, altmışlı yılların gençliğinin sevgisine ulaşmaya çabalayan babasız bir oğul olmanın ağırlığı Sartre’ın tüm yaşamına, yapıtlarına, dünya görüşüne damgasını vurmakta; yaşadığı yüzyılla, çağdaşlarıyla ilişkisini belirlemektedir. Sovyetler Birliği, Fransız Komünist Partisi ve Cezayir savaşıyla ilgili çelişki arz eder gibi görünen tercihleri kendi içsel yolculuğundan, farkındalıklarının sürekli değişip gelişmesinden hiç de bağımsız değildir.
Bertholet’nin ciddi bir araştırma ürünü olan bu yapıtı, nesnel bir bakış açısıyla Sartre’ı tüm yönleriyle tanımamızı, anlamamızı sağladığı gibi, XX. yüzyıl tarihine ışık tutan önemli bir belge aynı zamanda.
Ağu
13
Toplumsal olanın cinsiyetlendirilmesini ve onun etkilerini yöntemsel olarak görünür kıldığı ölçüde bu eserin doğası gereği epistemolojik bir ereği vardır. Aslında, nesnelerin temsilinde ve sözcüklerin, düşüncelerin, düşünce sistemlerinin üretilmesinde etkin olan erkek-merkezliliğin sorgulanması için bir sistematiğe varmanın peşindedir. Bu kitap, hiçbir görüngünün yansız akıllar tarafından şekillendirilmiş olamayacağı fikrini zorunlu hale getirmeyi ummaktadır – bunlar, ekonominin finansa ya da genel olarak iletişimin bilişime dönüşmesi kadar görünürde erkeklerle kadınlar arasındaki ilişkilerden uzak görüngüler olsa bile.
Feminist teori, kişiden kişiye, bir dönemden diğerine gezinirken, yeni kullanımlara ve bazen de farklı disiplinlere göre dönüşen göçebe teorilerdendir. Bu kitap bu yolculuğun rehberi olabilir ama yolculuğun yerine geçemez.’
Cinsiyete dayalı işbölümü ve toplumsal cinsiyet ilişkilerinden lezbiyenliğe, cinsellikten ev emeğine, annelikten istihdama, fuhuştan esnekleşmeye, feminist teorinin ve politikanın başvurduğu çeşitli kavramları ele alan bu sözlük, feminist tartışmalar için bir zemin oluşturacak nitelikte. Sözlükte ele alınan kavramlar kısa makalelerde, gerek tarihçeleriyle, gerekse güncel politikadaki uzantıları bakımından inceleniyor. Dolayısıyla Eleştirel Feminizm Sözlüğü, feminist teoriye olduğu kadar feminist politikaya da ışık tutuyor.
Tem
25
· Seni doğuracağıma taş doğursaydım…
· Senin çocukların da aynısını sana yapsın inşallah…
· Hep babanın tarafını tut sen…
· Benim günahım neydi de…
· Bana anne deme!..
· Kanser ettiniz beni…
· Kızdım mı adım kızdı oluyor…
· Öleyim de kurtulun benden…
· Sen de kulağını buraya verme…
· Günyüzü göstermediniz bana…
· Kime çektin sen bilmem ki…
· Onu, beni azarlarken düşünecektin…
· Seni alan üç gün sonra geri getirir…
· Yaptığın banaysa, öğrendiğin sana…
· Sen dururken ben mi gideyim ekmek almaya…
· Seni dokuz ay karnımda taşıdım ben…
Zeki Kayahan Coşkun Biyografisi:
Bir çocuk Zeki Kayahan Coşkun…
Hep çocuktu…
Yine çocuk…
Saçları kumral…
Dümdüz…
Ipıl ıpıl parlıyan bir çocuktu…
Yine çocuk…
Uyurken dudaklarının kavuştuğu kenarından, gerdanına doğru uyku suyu akan…
Üzerindeki yeşil battaniyesinin birazı yere doğru uzanan bir çocuktu…
Telaşsız…
Read the rest of this entry »