oluşuma bakarak, bir ülkenin genel kültür seviyesini ve gelişmişlik düzeyini anlamak mümkündür. Bunu anlamak için Sovyet Rusya tarihine bir göz atmamız yeterlidir. Karl Marx bir tez ortaya atmıştır. Bu tezi Lenin ideoloji haline getirmiş ve tezin tartışmasını ortadan kaldırmıştır. Bu ideolojiye sahip çıkan Stalin, ideolojiyi sloganlara dönüştürmüştür. Sovyet Rusya\’nın tarihini okuduğunuz zaman, aklınızda sadece sloganlar kalır ve sloganlardan sonra da \”Kızıl Yıldız\”. Kızıl Yıldız bütün Sovyet felsefesinin simgesi haline gelmiştir.

Bu yönüyle baktığımız zaman, Türkiye\’nin kültür düzeyinin her geçen gün daha aşağıya düştüğünü söylemek ve iddia etmek yanlış değildir. Atatürk bir aksiyon adamı olarak Anadolu Kurtuluş Hareketi\’ni başarmış ve fikir adamı olarak da, bazı ekonomik ve sosyal önerilerde bulunmuştur. Atatürk\’ün yaptıkları ve fikirleri Kemalizm ideolojisine döndüğü zaman, onun fikirleri üzerinde tartışma kapıları kapanmış ve bunun sonucu olarak da Kemalizm sadece sloganlarla ifade edilir bir hale dönüştürülmüştür. Ne gariptir ki, bu sloganlar da bugün simgeler haline dönüşmüş bulunmaktadır.

No Comments »

Bu kitap, bir yandan çok ciddi yapısal değişimlere uğrayan günümüz dünyasına dair bir takım önemli tespit ve tahliller sunarken, diğer yandan geleceğe dönük çok-medeniyetli bir toplum ve dünya düzeni projesinin kültürel temelini oluşturacak yeni bir düşünce tarzı önermektedir. Kitap, ötekine bakışına göre, medeniyetleri ikiye ayırmaktadır: Açık medeniyetler, kapalı medeniyetler. Açık medeniyetler başka medeniyetlere hayat hakkı tanırlar ve onlarla etkileşim içine girerler. Kapalı medeniyetler ise kendilerini yeryüzündeki tek medeniyet olarak görerek diğerlerini yok etmeye çalışırlar. Peki niçin bazı medeniyetlerin ötekine bakışı diğerlerininkinden farklıdır? Bunun cevabı medeniyetlerin düşünce sisteminde yatmaktadır. Kitabın “açık bilim” dediği, indirgemeciliği reddeden çok-katmanlı varlık, bilgi, yöntem ve hakikat anlayışını benimseyen düşünce tarzı açık medeniyeti; “kapalı bilim” dediği indirgemeci ve tek-katmanlı düşünce tarzı ise kapalı medeniyeti doğurur.

Ancak günümüzde medeniyetler arası ilişkiler yapısal bir değişime uğramıştır: Tarih boyunca asırlardır kendi sınırları içinde yaşayan medeniyetler artık -gelişen iletişim ve ulaşım teknolojisi sayesinde- tüm dünyada iç içe geçmiştir. Neticede kapalı medeniyet olgusu yerini zorunlu olarak açık medeniyete bırakmıştır. Artık hiçbir medeniyet kapılarını diğerlerine kapatamaz. Ancak insanlık böyle bir gelişmeye fikri, siyasi, hukuki ve ahlaki açıdan hazırlıksız yakalanmıştır ve medeniyetsel çoğulculukla nasıl başedeceğini bilememektedir. Fakat İslam medeniyeti içinden geçtiğimiz kritik tarihi dönemeçte bu sorunun çözümünde insanlığa ilham kaynağı olabilir.

No Comments »

1968 Devrimci Eğitim Şûrası 1969 Öğretmen Boykotu Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS) tarafından düzenlenen 1968 Devrimci Eğitim Şûrası ve 1969 Büyük Öğretmen Boykotu, öğretmen mücadelesi tarihimizin de önemli olaylarındandır.

Bu kitapta, eğitimci Ahmet Doğan, eğitim ve öğretmen mücadelesi tarihinin gönenç verici bu iki olayını, belgelere dayanarak anlatıyor. Belgelerden alıntılarla yetinmiyor, anlatımını kırk yıllık eğitim deneyimi ve anılarıyla besliyor. “Dün eğitim vardı, ya bugün?..” sorusuna aradığı yanıtlarla, eğitim tarihimizin dünüyle bugünü arasında köprüler kuruyor. Bu anlamda kitap, kimi okura bellek tazeleme, kimi okura Türkiye\’nin eğitim geçmişiyle karşılaşma, kimine de geçmişiyle yüzleşme olanağı sunuyor.

Yazarın içten paylaşımlarıyla yer yer edebi bir sıcaklık da kazanan bu özgün çalışma, “köyde mezarı olan tek aydına”, halkının her türlü sorununa sahip çıkan yurtsever-devrimci öğretmenlere ve onların mücadele birikimine bir güzelleme olarak da okunabilir.

No Comments »

İslam günümüzün siyasal ve kültürel dengelerini anlamada büyük önem taşıyan bir olgu. Ancak, İslam\’ın siyasal özünün nerede kök saldığı ve tarih boyunca nasıl geliştiği sıklıkla gözden uzak tutulan bir araştırma alanı.

Yedinci yüzyılın ilk yarısından üçüncü binyılın başına dek uzanan geniş bir tarih aralığında siyasal İslam düşüncesinin evrimini izleyen bu çalışma, İslam içindeki farklı siyasaları, bu düşüncelerin temsilcisi olan başat önemdeki düşünürleri, farklı kültür küreleri içinde bu düşüncelerin nasıl yorumlandığını ve uygulama koşullarını irdeliyor. Ayrıca, İslam kültürünün komşu kültür gelenekleriyle arasındaki karşılıklı ilişkinin çözümleyici bir dökümünü koşut ve karşıt metinler üzerinden gözler önüne seriyor.

Greko-Arap geleneğinin yarattığı bir bireşimden doğan temel siyasi yönelimlerin kaynağından başlayıp köktencilik çağına dek İslam\’ın siyasal eğilimlerinin ayrıntılı bir panoramasını içeren bu çalışmayla, siyasal tarih araştırmalarının öncü ismi Antony Black, bu olgunun devlet yönetiminden hukuka ve etiğe dek farklı alanları kapsayan etkilerini ustaca çözümlüyor.

No Comments »

Ermeni İhtilal Çetesi komitecileri, düzenleyecekleri suikast için bütün hazırlıklarını tamamlamışlar, en ince ayrıntıyı dahi hesaplamışlardı. Padişah, Cuma günü Yıldız Camii\’nde namazı eda ettikten sonra caminin iç kapısına geliyor, oraya kadar yanaşan arabasına biniyor ve merasim eşliğinde sarayına dönüyordu… Sultanın bindiği araba, tam bir dakika 42 saniye sonra avlu kapısına varıyordu.

Ve o gün… avlu kapısında bekleyen arabalar arasında, özel olarak üretilen o araba da vardı… İçindeki “Cehennem Makinesi” adlı bomba, bir dakika 42 saniyeye ayarlanmıştı!..

İşte bu kitapta, 21 Temmuz 1905 Cuma günü Sultan İkinci Abdülhamid Han\’a yapılan “Yıldız Suikasti” anlatılıyor. Bu kitabı okurken bazen eserin bir polisiye romanı andıran havasına kapılıp gidecek, sorgu hâkimlerinin kıvrak ve parlak zekâsıyla büyülenecek; bazen de macera dolu firar ve ölümlere şahitlik edeceksiniz… Üstelik bir bombanın birkaç masumu öldürmekten çok daha öte bir anlam taşıdığını görecek, hain planların sadece sultan için tertiplenmediğini, suikast başarılı olursa İstanbul\’un altının üstüne getirileceğinin hesaplandığını da öğreneceksiniz…

No Comments »

Kadın şaman konusu Batı ve Amerika kıtası araştırmacılarının da yazılarına konu olmuştur. Ne yazık ki konu büyücü, sihirbaz, sözde şifacı, tinselci, rahip kadınları da kapsadığından, fazla olarak artık genişletilmiş, Şamanlık müessesesi eski dinlerin içinde aranmış, ölü medeniyetlerden Mayaların, Azteklerin kültürleri de bu bağlamda araştırılmıştır.

Bu kitapta canlı şamanlık kurumu ve canlı kadın şamanlar kıs-men de olsa toplumsal cinsiyet kuramları çerçevesinde ele alındı. Batı bilim dünyasının kurguladığı geniş eksenli “kadın şaman” (büyücü, falcı, otacı vs.) problemine değinilmedi. Kurgusal şamanlık değil, Sibirya Türk kültür hayatının yönlendiricisi olan Şamanlık ve kadın şaman fenomeni üzerinde duruldu. Kadın şamanlık deneyimi uluslar arası arenada değil, Türk kültür varlığı bağlamında, yani somut verilere dayanılarak incelendi. Asıl Şamanlıkla ilgili çalışmamız daha önce Ana Hatlarıyla Türk Şamanlığı adlı kitabımızda ele alınmıştı. Burada yer yer karşılaştırmalara, Sibirya\’nın diğer halklarının canlı şamanlık tecrübelerine de başvuruldu.

No Comments »