Dilbilim Araştırmaları 1990 yılında, ülkemizdeki dilbilimcilerin ortak kararları ile yayımlanmaya başlayan ve yayınını aralıksız sürdüren tek dilbilim dergisidir.

Yayına başladığından bu yana temel amacı, dil çalışmalarında çağdaş dilbilim ilkelerini egemen kılmak ve Türkçe ‘nin bu ilkeler doğrultusunda incelenmesini özendirmektir. Bu bakımdan, dergiye gönderilen araştırmalarda aranan temel nitelik, bilim geleneklerine uygunluk ve özgünlüktür.

Hakemli bir dergi olan Dilbilim Araştırmaları, TÜBİTAK-ULAKBİM SBVT, Linguistic Bibliography ve MLA tarafından taranmaktadır.

No Comments »

Bu çalışmada bize dayanak,, noktası ve yol gösterici olan Mühimme Defterlerinden aldığımız bir kısım belgelerle bugün var olan Alevilere bakışın ve onların sosyal-politik konumlarının belirlenmesindeki tarihsel sürecin oluşumuna ışık tutacağız. Bu belgeler Alevilerin tarihi ve onların bugünkü konumlarına dair ipucu niteliğindedir.

İncelediğimiz belgeler çok büyük bir yığının küçük parçalarıdır. Bu belgelerle yapılmak istenen, toplumsal farklılıkları bir çatışma nedeni değil tam aksine geçmişte yaşananların tarafsız tahlili ve toplumda varolan önyargıların kırılmasına ve toplumsal barışa katkı sunmaktır.

No Comments »

Bu toprakların her köşesinde, her mekânında bir Gazi Mustafa Kemal Atatürk fotoğrafı karşımıza çıkıverir…Ekranlara yansıyan belgesel görüntülerde de Mustafa Kemal Atatürk geçiverir sıklıkla… Aslında, gelip geçen biraz da şıklıktır!…Bazen tiril bir takım elbisedir, bazen özenle seçilmiş bir şapka, kimi zaman yakaları ceketin yaka üstüne düşmüş bir gömlek, kimi zaman da rugan ayakkabılar, uyumlu kravatlar.., ve çok özel gecelerde takıştırılan fraklar, siyahlar…

Festen kalpağa, kalpaktan şapkaya bir ülke ömrü gibi geçirilen hayat, bir 57 yıl…Pelerin ilk kez Mustafa Kemal Atatürk\’ün sırtında görülmüştür, golf pantolonlar, ipek iç çamaşırlar, kırmızı astarlı ayakkabılar, hatta süslü kırbaçlar…Hayaller kurarken, bir yurt ararken, bir ülke inşa ederken, tek lüksü ve zevki şıklık olan, giyinmeyi bir hobiye dönüştüren, kelimenin tam anlamıyla kıyafetine özenen, hatta sökük düğmeye dahi tahammül etmeyen Atatürk, sadece kuralların, kanunların,

yürütmenin değil, kostüm, kıyafet ve şıklığın da önderi olmuştur sanki…O halde vakit kaybetmeden harekete geçilmeli, tanıklara, fotoğraflara, hikâyelere ve kanıtlara başvurularak bir belgesel- kitap hazırlanmalı, kuşaktan kuşağa aktarılmalıydı… 1989\’da Hasan Yelmen ve Emre Kongar röportajlar yaptı…Ve anlatılanlar hemen hemen 20 yıl tozlu raflarda kaldı… Hayat, anlatılanları gölgede bıraktı, işler girdi, meşgaleler eksik olmadı. 2010 başında tüm bu belge ve kayıtlar yeniden ortaya çıkartılarak Nebil Özgentürk ve arkadaşlarına teslim edildi. Açıkçası ekibimiz de onur duydu ve kollar sıvandı…Aylar süren redaksiyon çalışmasının ardından, yeni araştırmalar, yeni röportajlar yapıldı, yeni yazı ve portreler eklendi, özel köşeler saptandı. Onlarca röportaj sayfasının ve kaydın tozları silinmiş, kuyumcu titizliği ve sabrıyla her satır her ses bir bir hayata geçmeye hazırlanıyordu.Tanıkların pek çoğu bu hayattan göçüp gitmiş olsa da tanıklıkları hayat bulmuştu. 20 yıl geriye gidilerek hikâyenin hikayesi çıkarıldı…Ancak..Yıllar öncesine dönmek öyle kolay olmayacaktı. Öyle ki her biri üçer saat olan ve zaman zaman daldan dala atlanan sohbet kayıtlarını derleyip toparlamak ve tematik hale getirmek kendi içinde ayrı bir “iş”ti. Hele ki “Gazi\’nin Tanıkları\’nın heyecanları bir de yaşları düşünüldüğünde deşifre etmenin kolay olmadığını belirtmek gerekti… Tozlu raflardan çıkıp 2009\’un sonlarında tozu alınmaya başlayan ve ayağa kalkan Gazi\’nin Son Tanıkları Anlatıyor; O Daima Şıktı artık hayata ve kuşaktan kuşağa geçebilecekti. Ve Bir Yudum İnsan Yayınevi\’nce hazırlık öyüsü belgeseli ile beraber bir kitap hazırlandı.

No Comments »

Enerji ve toplum konuları, özellikle nükleer enerji ve sosyal kabul, çeşitli sosyal bilimcilerce değerli araştırmalara konu edilmiştir. Nükleer enerji konusunda halkın sosyal kabul sorunları genelde NIMBY sendromu olarak adlandırılmaktadır. NIMBY literatürünün nihai amacı, halkın somut yatırımlara yönelik sosyal kabulünün arttırılmasıdır. Siyasal kararı takip eden süreçlerde aktif, bilinçli, katılımcı bireylerin uygun strateji ve programlarla sosyal kabulü, uzlaşısı, mümkündür.

Nükleer enerji ve sosyal kabul konusunda bilgi ve verilerin bizlere anlattığı: Nükleer enerji ve nükleer santral inşası konusunda yöre halkının kabulünün önemli olmasıdır. Halk ve onun öncelikleri bu anlamda önem kazanmış; yöre halkı tam ve doğru olarak bilgilendirilmiş; projenin başarısında uzlaşı sağlanmış ve hepsinden önemlisi süreç devlet-halk iletişimiyle demokratik ve çoğulcu biçimde yürütülerek sosyal kabul sağlanmış olacaktır.

No Comments »

Eskiçağda Byzantion adını taşıyan İstanbulun tarihinde balıkların ve balıkçılığın çok önemli bir yeri vardır. Boğaz (Bosporos) üzerinde kurulmuş olması nedeniyle, Byzantion, ton, palamut ve uskumru gibi göç eden balıkların avlanmasında, gıda olarak tüketilmesinde ve ihracında Eskiçağın en önemli merkezlerinden biriydi. Ton balığı yurdu olarak ün yapan bu koloni kentinin salamura (tuzlama) balığı hemen her yerde tavsiye ediliyordu. Ne yazık ki, yunus balığı avının da en yoğun yapıldığı yer Byzantiondu. Nitekim kaynaklarda bir yandan Byzantionluların zalimce yaptıkları yunus avı anlatılırken, öte yandan Byzantionlularla yunuslar arasında geçen sevgi dolu karşılıklı duygusal öykülere de yer verilmiştir. İstanbulun en büyük koyu olan Haliçin Altın Boynuz olarak tanınmasının nedeni ise palamut balıklarıydı. Bu kitapta, Byzantionda avlanan ve tüketilen balıklar, balık avı, balık pazarları ve balıkçılar loncası gibi konular Antik Çağ yazarlarının eserlerinden aktarılan ilginç bilgiler ışığında ayrıntılı bir şekilde sunuluyor.

No Comments »

Tarihimizle bizim aramızı açan, ilkokuldan itibaren zihinlerimize yerleştirilen yanlı ve yanlış bilgilerle gerçekleri unutturan zemin kimin ve kimlerin ürünü?

Tarihe bakışımız hâlâ neden karışık, bulanık ve önyargılı?

Henüz birkaç yüzyıl öncesine kadar, yaklaşık yirmi milyon kilometrekarelik bir coğrafya üzerinde kurumlaşmış, üç kıtaya hükmeden bir devletimiz vardı. Ancak bu kadar yakın geçmişte yaşananların ne kadarından haberdarız?

Bildiklerimizin ne kadarı gerçek?

Doğrusuyla yanlışıyla tarihimizin arka plânına bakmaya, geçmişimizde kalan gerçeklerle yüzleşmeye hazır mısınız?

Kayıt Dışı Tarihimiz sizin için büyük bir sır küpünün kapağını aralıyor.

Bu kitapla yanlış veya eksik tanıtılan şahsiyetlerle daha yakından ve gerçek yönleriyle tanışacaksınız.

No Comments »